ÖLMEDEN YAŞAMAK
Yaşamak; sonraya bırakılan bütün zamanları önüne koyarak, ertelemeyi belki aniden hayatından söküp atarak. En büyük işaret ne zaman ayrılacağını bilmemekse, başkalarını memnun etme çabasından vazgeçmeli. Ki edemedin de. Melek olsan kanadın çarpar, kendi kıyafetlerine seni ne halle koyduklarından bi haber.
Başkaları gerçekten başkaları. Ne onlar sen ne de onlar kendi başına dönüp duran dünyalarınıza müdahale edemezsin, etmemelisin de belki.
Kimselerin kurtarıcısı, tanrısı değiliz. Hepimiz bilelim haddimizi.
İnsan olmanın haddini hududunu bilelim. Dilimiz ileri gitmesin, gönlümüz de. Yoksa bir mana, konuşmasak da olur. Biliyorsak sessizliğin erdemiyle de kalabiliriz.
Sırtımızdaki bıçakları yarıştırmaktansa; aşılan yol ve yıllardan sonra “Yorulmuşsundur çay koyayım, sonra biraz uyur, dinlenirsin.” samimiyetini verelim birbirimize. Yaşamak bu ya geçer demektir bu. İnsansın seni görüyorum da demektir aynı zamanda.
Tanrısının bile kıyıp da bakmadığı acımasız nazarlarla bakmayalım mesela kimselere. Senin şeytanının sana fısıldadığı hiç bir söz gerçek değildi.
Önündeki kabına bak yansımanı gör. Eğri olan kimmiş bir bak.
Evcilleştir kibir hayvanını, dünya kimlere mezar oldu.
İnsan olmanın kokusu var, manevi bir tadı var, hoş sedası, ferah gökleri var.
Talip oldukların neler gerçekten ?
Dilin, aklın, bakışınla eşdeğer mi sahiden ?
*
Vazgeçtim senin de benim bakmak istediğim manzaraların ufkunda buluştuğum anlardan. Sen o gözlerin sahibi değilsin.
Herkes kendi yolunda kaim. Bıraktım çekiştirmekten kolundan.
Ben kendi yoluma çıkıyorum, hazırlık içimde başladı. Yakındır yola revan olmamız. Hoş çakal !
ADMIN
Kendi Yolunu Yürümek'in yazarı. Kendi yolunu arayan, yürüyen ve yol boyunca keşfettiklerini paylaşan bir gezgin.